"Kadınlar her zaman müziğin her alanında var oldular!"
Müzisyen Aslı Demirer: "Her tarz müziği çok seviyorum. O yüzden kendi müziğimde de kapım hepsine açık." diyor.

İlk tanıştığımız sanat dalıdır müzik... Yaşattığı huzur sebebiyle tav olmuşuzdur ninnilere, dolayısıyla da müziğe. Elbette huzur vermekle kalmayacaktır. Sonraları canımızı yakacak, umutlarımıza ortak olacak, mutsuzluğun dibine sürükleyecek, sevincimizi paylaşacak, hüngür hüngür ağlatacaktır da. İyi günde kötü günde, ölüm bizi ayırıncaya dek, hep kulağımızda, yüreğimizde... Müzik derini görünür kılar, gizliyi açığa çıkarır, duyguya ayna tutar. Bazen bir kahraman olur, bazen ortamı geren istenmeyen misafir. Ama illaki vardır. Bu sebepledir ki, filmlerin/dizilerin de en önemli unsurlarından biridir. Peki, dizi müziği yapmak kolay mıdır, zor mudur? Kimi zaman nasıl gelir de başrol koltuğuna oturuverir? Hikayeyle sarılıp kucaklaşmadan önce ne aşamalardan geçer? Ve daha fazlasını, oyuncuları ve senaryosu kadar müziğiyle de dikkat çeken, yakın zamanda ekrana veda eden dizi Afili Aşk'ın aynı isimli şarkısına imza atan Aslı Demirer'le konuştuk...
"Bir dizinin yüzde 30’u müzik" denir ama Türk dizilerine baktığımızda çok daha fazlasını kapladığını görüyoruz. Mesela Çukur’da başrollerden biri de müzik. Ya da senaryonun uzatılması gerekiyorsa müzik kurtarıcı rolü üstleniyor. Hatta durum öyle bir halde ki, müzik kötüyse dizi de tutmayabiliyor. Arkadan gelen müzik nasıl başrole oturuyor? Bunu kendi tecrübenizle anlatabilir misiniz?
Evet maalesef Türkiye’de durum dünyadakinden daha farklı.140-150 dakikalık dizi sürelerinden bahsediyoruz.Gerek yapımcılar, gerekse kanallar yoğun müzik kullanımı talep ediyor. Haliyle müzik de bir nevi başrole oturmuş oluyor. Bazı diziler müzikleriyle de çok konuşuluyor tabii ama tek başına dizilerin tutmasına etki ettiklerini düşünmüyorum. Bir çok ayağı olan bir iş dizi işi. Her ayak eşit derecede önemli bence. İyi müzik, iyi bir projeyi çok daha güçlü bir hale getirebiliyor.
Eskiden bir diziye müzik siparişi verileceği zaman komediyse Hababam Sınıfı gibi olsun denilirdi. Siz Afili Aşk’ı yapacağınız zaman neye benzemesi istendi?
Taze bir Yeşilçam tadı üzerinden yola çıktık. Bir şeye benzemesini istemediler açıkçası. Bu anlamda özgürdük diyebilirim. Hulusi Kentmenvari, sınıf ayrımı yapmayan zengin bir baba, orta sınıf mahalle kültüründen gelen bir kız ve bunun gibi Yeşilçam öğeleri olduğu için, biz de çocukluğumuzun filmlerine ve müziklerine uzanan bir yolculuk yapmış olduk... :)
Dizinin ruhu ve diliyle, şarkınınkini eşleştirebilmek her müzisyenin yapabileceği türden bir iş mi, yoksa bu tamamen farklı bir alan mı?
Buna ancak kendi tarafımdan cevap verebilirim. Benim yapmaktan hoşlandığım bir şey bu.Yeni bir projeye, müzikal olarak doku bulabilmek, ruh katabilmek, araştırmak, denemek, sound yaratmak... Eğer bundan zevk alıyorsa müzisyen bunda da başarılı olacaktır diye düşünüyorum.
Kervana yeni isimler katılıyor
Türkiye’de dizi müziği denilince akla ilk Kıraç, sonra Gökhan Kırdar ve Toygar Işıklı geliyor. Onları nasıl buluyorsunuz? Artık eskidiklerini düşünüyor musunuz?
Kıraç ve Gökhan Kırdar 2000'lerin başında popüler olmuş bir çok dizinin müziklerini yapmış müzisyenler. İkisi de bu konuda tecrübeli ve başarılı isimler. Artık kendilerinin tercih etmediğini düşünüyorum ben. Mutlaka farklı alanlarda müzikal hayatlarına devam ediyorlardır. Dizi sektörünün büyümesiyle, yeni ve genç isimler de ön plana çıkıyor haliyle. Toygar Işıklı da, son 10 yılın en başarılı ve tercih edilen isimlerinden biri dizi müziği alanında. O da hala aktif bir şekilde devam ediyor çalışmalarına. Yani her müzisyenin yükseldiği ve parladığı bir dönemi oluyor. Sonra da kervana yeni isimler katılıyor. Eskimek diyemeyiz buna... :)
Peki, bu ilk 3’te neden kadın yok?
Kadınlar her zaman müziğin her alanında var oldular. Erkekler bence sayıca fazlalar hepsi bu... :) Biliyorsunuz ki; bu sene Oscar tarihinde 3. kez bir kadın sanatçı en iyi müzik dalında Oscar’ı kazandı. Hildur Guðnadóttir, gerçekten tüm kadın sanatçılar adına bir ilham ve gurur kaynağı oldu. Ben kadınların her zaman ilk 3’te olduğunu düşünüyorum... :)
Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
Kendi hikayelerini anlatmayı seven bir müzisyen ve şarkı yazarıyım. Müziğimi belli bir kalıba sokmayı tercih etmiyorum. İnsan nasıl değişiyorsa, müziği de, sound’u da değişiyor ve gelişiyor. Tutucu bir müzik dinleyicisi de değilim. Her tarz müziği çok seviyorum. O yüzden kendi müziğimde de kapım hepsine açık.
Müzik herkesin ilacı
İnadına Aşk ve Güneşi Beklerken gibi reytingi bol dizlerde de müziğinizle yer aldınız, bu sizin için farklı kapılar açtı mı?
Güneşi Beklerken dizisi için yaptığım “O Şarkı" dinleyiciyle beni ilk buluşturan şarkı oldu. Bu yüzden benim için çok özel. Dizide yayınlandıktan sonra çok sevildi ve benim solo kariyer yolculuğuma hız kattı.
Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeleriniz neler?
Dünya olarak zor günlerden geçiyoruz. İyi tarafından bakacak olursak; bu süreç, hepimizin durup içimize bakabilmemiz için bir fırsat olacak. Ben bu süreci, "Afili Aşk”ın Soundtrack albümünü yayınlayarak değerlendirdim. Şimdi de Volume 2’nin hazırlığını sürdürmekteyim. Tabii ki yeni şarkılar yazmaya ve dinleyicimle paylaşmaya devam edeceğim. Müzik hepimizin ilacı çünkü. Tekrar sarılabileceğimiz günler bir an önce gelsin... :) Bu güzel röportaj için de çok teşekkür ederim.